TÜRK HAVA SAVUNMA KONSEPTİ & ÇİN – ZEKİ ARSLAN


[enlarge_text]

TÜRK HAVA SAVUNMA KONSEPTİ & ÇİN

01.EKİM.2013

ZEKİ ARSLAN

smerch65@gmail.com

Sevgili okuyucular son günlerde Savunma sanayimizde UZUN MENZİLLİ HAVA SAVUNMA SİSTEMLERİ ihalesini ÇİN savunma ve havacılık firmasının kazanması ülkemizde ve dünyada çeşitli değişik siyasi ve askeri yorumları ve tepkileri aynı zamanda da bir kısım gurupları sevindirici düşüncelere yol açtı. Kamuoyunun da ilgisi yüksek seviyede oldu çünkü NATO ülkesi ABD ve İTALYAN şirketleri devre dışı kaldı ve bu konuda iddialı olan RUSYA FEDERASYONU da umduğunu alamadı.

Öncelikle isterseniz bugüne gelmeden önce TÜRK SİLAHLI KUVVETLERİ FÜZE SİSTEMLERİNİN yakın tarihine bir bakalım;

1960 ihtilalinden hemen sonra, ABD NATO yardımları çerçevesinde, dönemin güçlü ve nitelikli hava savunma sistemi NICE HERCULES ve NIKE HONEST uzun ve kısa menzilli hava savunma birliklerini ülkemizde HAVA KUVVETLERİMİZE kurdurur. Bu yapılar o yıllarda dünya standartlarında hava savunma sistemleri. Fakat bu sistemler kurulduktan sonra yaklaşık olarak 2003 yılına kadar TÜRKİYE hava savunma sistemlerinde üvey evlat muamelesi görüyor. Yine ikili anlaşmalar neticesinde ABD den ORTA MENZİLLİ HAWK hava savunma sistemleri 2003 yılı itibari ile hava kuvvetleri birliklerinde hava savunmasında göreve başlıyor.

 savunma

Tabii 1. Körfez krizi esnasında ülkemizde konuşlandırılan ABD hava kuvvetlerince PATRİOT PAC-1 hava savunma sistemlerinin balistik füzelere karşı belirli bir seviyedeki başarısını görünce, TÜRK SİLAHLI KUVVETLERİ bu sistemleri ABD devletinden çok ısrarlı istese de nedense müttefikimiz ABD bize bu konuda yardımcı olmuyor. Hatta ABD 1994 yılında komşumuz Yunanistan’a bunların satışını gerçekleştiriyor ama bize maalesef vermiyor.

Aslında tüm dünya biliyor ki RUSYA FEDERASYONU HAVA SAVUNMA FÜZELERİ konusunda tüm rakiplerinin en iyisi, hatta rivayettir ki 1995 yılından sonra üretilen PATRIOT PAC-2 İSRAİL ARROW füzelerin alt yapısında hep RUS S-300 füzelerinin taklit edilmesi, teknolojik olarak var olan uzun araştırmalar ve münazaralarla da bu durumun gerçekliği konunun uzmanlarınca da ifade edilen gerçekler…

Tabi Türkiye’ye geldiğimizde, ülkemiz bu sistemlere ihtiyaç duyduğundan dolayı 1996 yılından itibaren arayış içine girilmiş. Bu arada 1998 yılında ÇİN HALK CUMHURİYETİ ile 107 mm, 122 mm ve 300 mm çok namlulu roket sistemleri ve taktik bazı karadan karaya füze sistemleri konusunda da çalışmaya başlanılmış ve özellikle de SSM ile ROKETSAN bu tarihlerden sonra füze teknolojileri ile ilgili tüm sistemlerde bir ARGE çalışmasına girmişler ve bu konularda yerli üretime önem vermişler.

 savunma1

1999 yılında çok enteresan bir şekilde APO operasyonundan 1 ay evvel, Yunanistan ile çok münakaşalar olsa da GÜNEY KIBRIS için alınan S-300’ler Kıbrıs Rum kesimine gitmeyip GİRİT’e konuşlanır. Rum kesimi de daha sonra yine RUSYADAN TOR-M1 SİSTEMİNİ alarak aslında hava kuvvetlerimizin kapasitesini Akdeniz ve Ege koridorunda ciddi anlamda kıskaca alacak bir hava savunma sistemi ağına sokar. Ülkemiz bu arada hala uluslararası alanda hava savunma sistemi tedariki ile uğraşmaktadır.

Sonuç itibari ile 20 yıla yakın bir zamanda hava savunma ihalesini bugünlerde tamamlamamız 1998 yılında ÇİN HALK CUMHURİYETİ ile bu konularda işbirliğine gitmemizin çok büyük katkısı olmuş ve hava savunmamızı ÇİN yetkilileri ile milli bir konsepte, yüksek milli teknolojik çalışmalarla ortak üretecek olmamızda tercihin bu yönde olmasının da büyük etkisi vardır.

Şunu buradan açık ve seçik olarak söylemekte fayda var; FD-2000 HAVA SAVUNMA füzeleri ve diğer Çin hava, deniz, kara füze teknolojik alt yapısı, eski SOVYET bugünkü RUSYA FEDERASYONU silah ve savunma teknolojilerinin bir alt yapısıdır. Ne var ki RUS S-300 VE S-400 füze sistemlerinin daha eski bir modeli olan FD-2000’ü tercih etmeleri, bizim milli mühendislik çalışmalarımızla bu füzelerin daha ileri boyutlara kazandırılacak olmasındandır.

 savunma2

Rusya federasyonunun çok iyi niyetle ortak üretim yapılmasını teklif etmesi ve bunun bir türlü kabul görmemesi, hala Türk derin yapısında RUSYA’ya bir mesafe koymak ve ABD sisteminin tercih edilmemesi, sistemin zayıf olması ve milli projelere geliştirme konularına elverişsiz olmasından dolayıdır.

Tabi konu SAVUNMA SANAYİ olunca, hem dünyada, hem ülkemizde konunun kozmik ve gizli bir takım tarafları olduğu için, sizlere ve özellikle de yalnızca basından bilgi ve malumat alan vatandaşlarımıza bu kadar bilgi verebiliyoruz. Doğru malumat olarak, ÇİN HALK CUMHURİYETİ ile ortak çalışmamız yurt savunması için hayırlı olmasını dileriz.

SAYGILARIMIZLA

savunma4

3 thoughts on “TÜRK HAVA SAVUNMA KONSEPTİ & ÇİN – ZEKİ ARSLAN

  1. tc nin savunma konsepti yukarıdaki resimler gibi parçalı bulutludur.yapılan bütün ihaleler yerli üretim dış alımlar hep bir puzzle parçası havası verilmekte.sanki günün birinde parçalardan bir bütüne ulaşılacak ortamı oluşturulmaktadır.bu arada yıllarca süren insan ömrünü aşan yerlü üretim süreçi her beş on yılda daha iyisi yapılmışı var denilerek baltalanmaktadır.zaman para yetişmiş insan kaybı telefi cabası.param var zenginim bastırır mangırı ferrareye binerimden bir farkı yok.günü kurtarma atraksiyonları.deniz kara hava ne yazıkki hiç bir gücün bir bütün halinde savunma kalkanı vazifesi görecek bir ekipman yeterliliği yoktur.saldırı faslı zaten esamesi okunmaz.şarjör bitti.abd nato göndersin durumu.zihniyet olarak 1.dünya ve kurtuluşa saplanmış bir ülkenin 2. dünya savaşını ve sonuçlarını algılayacak kapasiteye erişmediğini söyleyebiliriz.bir tür aegis sisteminin sosyolojik politik psikolojik boyutlarıyla türkiye yarım adasına uygulanması belki hassas bölgede askeri açıdan daha rahat nefes almamıza hareket serbestiyeti kazanmamıza neden olur.şimdilik garbın afakını sarmışsa çelik zırhlı duvar bizimde iman dolu göğsümüz varla idare edelim.entegre bir şey varsa bilen yazsın.

  2. Sayın Arslan, bilgiler için teşekkürler fakat analiziniz objektif değil ..

    Rus-Çin bloğuyla işbirliğinin “Milli” projelerimize katkı sağlayıp sağlamayacağı hakkında kesin kanaatte bulunulmasını doğru bulmuyorum..Tüm dengeler bıçak sırtında, hangi blok olursa olsun gayr-i milli tepkimeleri olacağı kesin..Asgari seviyede Ülke menfaatine zarar verecek olan hangisi bunu zaman gösterecek..

  3. Bu girişim Türkiye’nin diplomatik ağını sınırladığı gibi askeri işbirliğini de sıkıntıya sokacaktır. Ama ilk planda bu olacak. Gelecekte ise, Türkiye’nin askeri sanayisini kurması, ittifaklar arayışı içine girmesine neden olacaktır. Mesela Latin dünyasına açılma ve ittifak artık ciddi bir şekilde gündeme gelecek. Katolik dünya da diyebiliriz. Bu ittifaka Pakistan, Endonezya dahil edilse bile karşısındaki güçleri düşünmek lazım. Çin için Türkiye Akdeniz havzasına yerleşmesi için emin limandır. Ama Türkiye için Çin sadece aynı anlama gelemeyecektir. Çünkü, yeri geldiğinde Çini yanında bulması zor olacaktır. Bu nedenle Çin’in sanayi işbirliğine ihtiyatlı evet, ama diplomatik işbirliğine ve ittifak girişimine -Çin’in yayılmacı politikası göz önünde bulundurularak- hayır demeliyiz.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>