BAŞBAKAN KANDIRILIYOR: AGOP ÖCALAN İSE BEŞİR FİDAN VE HAKAN ATALAY MI?


[enlarge_text]

BAŞBAKAN KANDIRILIYOR: AGOP ÖCALAN İSE BEŞİR FİDAN VE HAKAN ATALAY MI?

Çözüm süreci dediğimiz son dönemde gerçekten de ilginçlikler peşi sıra yaşanıyor. Daha dün 4. kuvvet medyaya -ki hem yandaş hem de d-medya beraberce- Abdullah Öcalan’ı sempatik ve şirin gösterme adına, utanmadan “nurcu” – “beş vakit namazında” diyorlarken, Öcalan’ın son açıklamaları ile adeta ters köşeden doksana golü yemelerine rağmen, utanmadan sıkılmadan gazeteciyim diye hala ortalıkta dolaşabiliyorlar.

Görülen gerçek ise şu: Öcalan bir şey der. BDP başka bir şeyler der. Kandil ise bambaşka bir şeyler söyler. Bütün bunlardan dolayı kazanan ise; Sn. Başbakan ve Sn. Fidan’dır öyle mi? Çünkü onların dertleri de bir üst basamağa fırlamak için her yolu mubah görmek olmasa gerek, değil mi?

Sanırım sizde Mehmet baransu, Emre Uslu ve bendeniz gibi saf saf bazı soruları soranlardansınız; ‘ne oluyor birader? Bu işte bir terslik mi var?’ gibi deyince de, sizi de süreci sabote edenler olarak andıçlayıverirler utanmazca…

28 Şubat sürecinde çevik Bir tarafından andıç listesine isimleri koyulan Mehmet Ali, Birand, Hasan Cemal, Cengiz Çandar ve Muharrem Sarıkaya’ya yapılan haksızlık ve hayasızlık her ne idiyse, bugünün andıcını hazırlayan muhafazakar soslu (görüntülü) si-mit-çilerinin, Emre Uslu ve Mehmet Baransu’ya –ki bu süreci Baransu destekliyor- yaktıkları da aynısının tıpkısı… Ve hatta çok daha alçakçası…

Ve siz durumu Emre Uslu ve bendeniz gibi yazdıklarınızla çok önceden haber veriyor olsanız da, mantalitenin değişmesi uzunca bir zaman aldığı için ve yerleşik yapıdan / iktidardan beslenen yandaş semirgen medya halen yola devam ettiği için, anlattıklarınız / söyledikleriniz karşındakinin anlayabileceği kadarı ile bile algılanamıyor. Ve yaptığınız anlatımlar / yazdıklarınız da adeta ‘ağlama duvarına’ karşı konuşuyor gibi oluyor… Karşınızda sanki bir duvar var…

MİT’in son 28 yıldır besleyip büyüttüğü ve tek muhatap olarak hep öne çıkardığı bir Abdullah Öcalan gerçeği söz konusu. Ve MİT, son 10 yıldır ve özellikle de Sn. Hakan Fidan sonrasında daha da arttırdığı bir tonda, AKP iktidarına da dayattığı bir Öcalan olgusunu, tek çözüm merkezi olarak zihinlere kazınmakta… Kısacası; MİT kendi çocuğunu muhatap almaya kalkıyor. Peki bunu arzulayanlar bağlamında, ‘kimdir bunlar?’ diye soracak olursak, alacağımız cevap da maddeler halinde sanırsam şöyle olacak;

1. Kendi çocuğunun fikir babalarından bir tanesi; ‘Selam Kürdistan dağlarındaki kardeşlerime’ diyerek 20 yıl öncesinden bize seslenen KAYA MİNİK. Yakın dönem Türkiyesinde “sabetayizm” konusu gündeme geldiğinde, bir anda herkesi “Yahudi”likle suçlayarak olayı sulandıran ve gündemden düşüren bir kişilik. Kendisinin ise hangi genetik mirası taşıdığı bile kanımızca çok ciddi soru işaretleri ile dolu bu adam. Son dönemlerde bile; ‘biz içerdeyiz ama fikirlerimiz dışarıda’ diyebilen bir meczup…

2. Fikir babalarından bir tanesi de namı diğer ile Bay “TAŞKIN”. Yıllarca Türkiye’de hiç oy alamasa da, ekranlarda arzı endam eden ve vakti zamanında güneydoğunun sarp dağlarında terör örgütüne psikolojik destek verirken elinde çiçekle MİT’in çocuğuna muştulu haberler getiren / götüren birisi…

3. Yukarıdaki her iki kişinin ortak özelliklerinden bir tanesi de Fethullah Gülen’e CIA ajanı yakıştırmasında bulunmaları. Aslında her ikisinin de Öcalan ile ortak paydaları ise sanırsam ortak din kardeşliği bile olabilir mi acaba? Çünkü her üçü de yerli olan, nadolu kokan her olguya karşılar ve saldırıyorlar…

4. Aslında cevabı aranılması gereken soru şu: Desinformasyon ve desentisizasyonla kitleleri “sabetayizm” gibi kanayan bir yaradan uzaklaştıran ‘Efendi’ bir son-er ve bu diğer bir “eleman” acaba kendilerinin durumları ne ola ki diye bir araştırmaya tabi tutulmaları gerekir mi acaba? Bir diğer anlatımla; kendilerini gizlemek adına nüfus cüzdanlarını değiştiren, hatta başındaki kepini çıkarıp Kudüs’te başına koyduğu ‘kipa’sıyla ağlama duvarının önünde dua ederken resimleri olan akrabalarını kurtarmak adına, bir Osmanlı ve Anadolu insanı düşmanlığı yemini etmiş kişilerin kutsal dayanışması söz konusudur acaba?

İsterseniz burada küçücük bir ekleme daha yapalım ve acaba -aynı ABD’de olduğu gibi sağlık nedeniyle- insanların kan örnekleri / terleri / gaydaları / idrarları birer parça örneklem olması bağlamında alınacak olsa; veeeeee buradan hareketle de DNA yapıları ve kökenleri de çıkartılacak olsa nasıl olur? Bence bu Türkiye’de de öyle yada böyle yapılıyor. Ve Türkiye’nin başına bela olan herkesin ama herkesin, bu şekliyle ifade edilecek olursa, ne Osmanlılıkla, ne de Türklükle uzaktan yakından ilgisinin / alakasının olmadığını söyleyebilir miyiz bi-le-mi-yo-rum. -Yya da biliyorum ama ancak bu kadarı ile ifade edebiliyorum…

5. MİT’in kendi elleriyle yetiştirdiği ve alternatifi olabilecek bütün Kürt hareketlerini de yok ettiği bu kişi, çok iyi hatırlayacağınız gibi, utanmadan / sıkılmadan Said Nursi’nin de Ermeni olduğu imasında da bulunmamış mıydı? Acaba eskinin Artin Agopyan’ı Anadolu insanı Kürt ve Türkleri dininden ve Anadolu’nun dinamiği olan Said Nursi ve Fethullah Gülen gibi % 100 yerli olan suni – şafi yapılardan uzaklaştırmak için bu ayak oyunlarını mı yapmaktadırlar?

6. Daha dün, ‘Oslo görüşmelerini sızdırdılar’ diye homurdananlar, gerçeğin öyle olmadığını çok iyi bilmelerine rağmen, kulislerde bir yerleri yırtılırcasına bir yerleri işaret eden söz de AK –ama gerçekte kapkara- adamlar, son dönemlerde oldukça iyi istişare toplantılarıyla, camianın tüm bürokratlarını temizlemeye kalktıklarını açık ve seçik ifade etme arsızlığını Ankara kulislerinde alenileştirmekte midirler acaba?

7. Anımsayalım isterseniz; daha dün Başbakanlıktaki tüm yakın güvenlik birimlerini değiştiren Sn. Erdoğan; ‘beni dinliyorlar’ diye masumu oynayıp feveran etmekte ve görüşmelerinde kriptolu telefon kullanarak, odalarında son teknoloji ses geçirmez duvarlar ve sinyal kesiciler getirerek çalışmalarını öyle yapıyordu değil mi?

Peki şimdi ne oldu da bu son görüşmeler birdenbire basına sızıverdi / yansıyıverdi? Bu görüşmeleri de yoksa biricik ve yegane uğraşı alanınız olan camianın adamları mı sızdırdı? Ya da şu aşamada camianın böyle bir şey yapma olasılığı % “0” –sıfır- olduğuna göre, daha önceden demokratik açılımın önünde engel olarak gördüğünüz –yargısıyla, polisiyle, esnafıyla, iş adamıyla ve STK’ları ile canla başla çalışan- bu masum insanlara haksızlık yapmış olmuyor musunuz?

8. 2011 seçimlerinde Sn Fethullah Gülen’e; ‘bana milletvekili olması için liste gönder’ dediğiniz zaman da bile size verilen sadece 2 kişinin ismi değil miydi? Siz ise o iki ismi bile camianın içindekileri birbirine siyaset oyunu bağlamında düşürmek kastı ve Bizans siyaseti vesilesi ile en az 50 yerden teyit ettirmenize ve her seferinde de yalnızca ve sadece o iki kişinin ismini almış olmanıza rağmen, onları siyaset batağının içine Sn. Fethullah Gülen feraseti nedeniyle asla çekemediniz. Ve o zamanda da aynı şimdilerde olduğu gibi, en yakın dostları bile bence Sn. Gülen’i anlayamadılar. Anlayamadılar çünkü; ‘Cenaze kalkarken dostlar bizden bilmesin’ nezaketini, bizler şu günlerde şimdi çok daha iyi anlıyor ve idrak ediyoruz.

 

9. Derin devlet, önce Sn. Başbakan’ın eliyle camiayı çizdirdi ve ilk önemli amacına ulaştı. Sonrasında da kendi güdümündeki Öcalan üzerinden Sn. Başbakan’ın ipini çekerek, seçimlere kadar Başbakan Erdoğan efsanesini, onun çevresindeki ajanları / adamları / acemleri sayesinde bitirtecek. Ve biten sadece Sn. Erdoğan değil, onun şahsında Anadolu’ya ve onun insanına bel bağlayan / umutla bakan pek çok İslam ülkesinin gariban halkları da olacak…

10. Korkarız ki bu acı gerçeği Sn. Başbakan da ancak eski başbakan olduğunda öğrenmiş olacak ama işte o zaman çoktaaaaannnnnn iş işten de geçmiş olacak…

11. Hayat acı ama gerçek. Sn. Başbakan kendi cümlelerinin içinde sıklıkla; ‘siyasi hayatım pahasına’ / ‘siyasi hayatımın ve başbakanlığımın bitmesine rağmen’ gibi anlatımları da o kadar çok kullanıyor ki, kanımızca bu söylemler Sn. Başbakanımızın “bilinçdışı” sürecinin de dışa açılan küçük ve gerçek bir diğer parçası.

12. Velhasıl devletin “beyaz” ve “derin” çocukları, kaotik bir ortamı yaratıp Sn. Başbakan’ı yalnız başına sorunlar yumağı içerisine doğru yavaş-yavaş itiyorlar. Hem de Beşir Atalay ve Hakan Fidan gibi ‘bizim çocuklar’ denilenlerin katkılarıyla!..

13. Siz de sanırım benim gibi artık limandan kalkan bu sessiz gemiyi / “kalkan cenaze”yi üzülerek, gözü yaşı ve dualarla izliyorsunuz, değil mi?


Ne acı ve hüzünlü ve fakat bir o kadar da güzel ve anlamlı ifade eder bu durumu Yahya Kemal Beyatlı; Artık demir almak günü gelmişse limandan / Meçhule giden bir gemi kalkar bu limandan. / Hiç yolcusu yokmuş gibi sessizce alır yol; / Sallanmaz o kalkışta ne mendil ne de bir kol. / Rıhtımda kalanlar bu seyahatten elemli, / Günlerce siyah ufka bakar gözleri nemli. / Biçare gönüller. Ne giden son gemidir bu. / Hicranlı hayatın ne de son matemidir bu. / Dünyada sevilmiş ve seven nafile bekler; / Bilmez ki, giden sevgililer dönmeyecekler. / Bir çok gidenin her biri memnun ki yerinden. / Bir çok seneler geçti; dönen yok seferinden…

 

14. Allah taksiratını affetsin.. Aminnnnnn!…

 

 

Twitter: @onderaytac

E-mail: tarafim@gmail.com

21 thoughts on “BAŞBAKAN KANDIRILIYOR: AGOP ÖCALAN İSE BEŞİR FİDAN VE HAKAN ATALAY MI?

  1. Önder Bey,
    Yazılarınızı 6 aydan beri takip ediyorum.Öncelikle bir şey kafamı kurcalıyor:
    Hizmet,Hakan Fidan’dan rahatsız -ki bu konuya dair somut bir neden ortaya koymadınız bugüne kadar- İsrail de rahatsız.
    Allah aşkına neler oluyor ya!İsraille aynı pencereden bakacak kadar değiştik mi!
    Bu arada sohbetlerimizde eskiden bu kadar siyaset konuşulmazdı,şimdi abiler bir başlıyorlar ‘Tayyip şöyle,Fidan böyle,Beşir şucu,Cemil bucu’ falan..
    Abi eskiden sohbetlerde siyasetin se’si konuşulsa abiler uyarır ve konu kapanırdı.Mhp,Mesut Yılmaz bu adamlardan daha mı Ak’dı da bize yorum yaptırtmazlardı.Ne değişti canım abim kafam çok karışık ne değişti Allah aşkına.
    Saygılarımla

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>